Kayıtlar

ET OT DİYETİ

  ET OT DİYETİ Bu diyet adından da anlaşılacağı üzere basit bir diyettir. Günde sadece üç öğün yiyebildiğiniz kadar protein (et) ve vitamin (ot) almak esasına dayanır. Bir diğer özelliği sıvı gıdaların (su, çay, meyve suyu) kesinlikle ana öğünlerde alınmamasıdır. Bu diyet kısa süreli uygulanabilir ve şişman olmayanlar tarafından da fazla kilolardan kurtulmak için önerilir. Bu diyetle 10 günde 2-10 kilo vermek mümkündür. Özellikleri: Sabah öğle akşam sadece et ve ot yenir. Yemekten 30 dakika öncesinden 90 dakika sonrasına kadar olan sürede sıvı  gıda alınmaz. Ara öğün olarak su ve şekersiz çay/kahve veya yağsız süt önerilir. Kısıtlamalar: Yemeklerle birlikte su, çay, meyve suyu veya çorba gibi sıvı gıdalar kesinlikle alınmamalıdır. Çorba (her ne şekilde olursa olsun) içilmemelidir. Ekmek (tam buğday, çavdar ya da kepekli dahil) kesinlikle yenmemelidir. Kepekli bisküvi, diyet bisküvi, grissini gibi unlu ürünler alınmamalıdır. Örnek diyet: Sabah:   ...

Bir Bakışta Meme Kanseri

Meme Kanseri Meme kanseri meme dokusunu oluşturan hücrelerden gelişen bir kanserdir. Çok çeşitli kanser tipleri tanımlanmıştır. En sık süt kanallarını döşeyen hücrelerden köken alan kanser görülür. Kadınlarda en sık görülen kanserlerin başında gelir. Erkeklerde de görülebilmesine karşın kadınlarda 100 kat daha sıktır.  Meme Kanserinin Nedenleri ve Risk Faktörleri Kanser genetik bir hasar sonrası ortaya çıkan atipik hücrelerin kontrolsüz ve aşırı çoğalmasıdır. Meme kanserinin ortaya çıkmasında hormonların ve büyüme faktörlerinin aşırı uyarı yapması sonucu genetik hasarın belirgin hale gelmesi önemli rol oynar.   Hormonlara (özellikle de kadınlık hormonu olan östrojene) uzun süre ve aşırı maruz kalmak en önemli risk faktörüdür. Nitekim meme kanseri sıklığı yaş ilerledikçe artar. İlk adeti 12 yaşından önce görmek veya 50 yaşından sonra menapoza girmek, uzun süre doğum kontrol hapı veya hormon (östrojen) kullanmak, hiç doğum yapmamış olmak veya 30 yaş sonrası doğum ya...

KOŞU VE YÜRÜYÜŞ: MEME KANSERİ RİSKİ VE SAĞKALIM

Evet düzenli egzersiz hem meme kanseri riskini azaltıyor hem de meme kanseri tedavisi olanların yaşam sürelerini uzatıyor. Yeni bir çalışmanın sonuçlarına göre ise her ne kadar kesin bir ispat olmasa da meme kanserine yakalanıp ta tedavi görmüş kadınlar düzenli olarak koşu yaptıklarında, düzenli, yürüyüş yapanlara göre daha uzun süre yaşıyorlar. Çalışma ABD'nin Kaliforniya eyaletinde "Lawrence Berkeley National Laboratory"de yürütülmüş. Sonuçları International Journal of Cancer dergisinde yayınlandı. Günde 5 km'den daha fazla koşan kadınların, aynı miktarda yürüyüş yapanlara oranla %40'tan daha fazla bir oranda ölüm riskinin azaldığı öne sürülmekte. Gerçi aynı çalışma her bir mil (yaklaşık 1.5 km) yürüyüşün kanserden ölüm riskini %5 azalttığını da gösterdiğinden yürüyüş yapmanın da oldukça etkin bir önlem olduğunu belirtmeliyim. Üstelik araştırmacılar her bir 1.5 km tempolu yürüyüş ya da 1 km  koşmak arasında ölüm riskini azaltmak açısından...

YOGA VE MEME KANSERİ TEDAVİSİ SONRASI YAŞAM

Meme kanseri tedavisi sonrası sağlıklı bir yaşam mümkün. Ancak tedavi sürecini tamamladıktan sonra en çok halsizlik, düzelememe ve depresyon gibi şikayetler devam edebiliyor. Ayrıca aynı yaşta ve meme kanseri olmayan bireylerle karşılaştırıldığında meme kanseri olanlarda kalp ve solunum fonksiyonları %30 daha düşük saptanmış. Fizik aktivite yapmak istemelerine karşın ağrı ve halsizlik nedeniyle bir çok kişide düzenli egzersiz yapmak mümkün olmuyor. İşte böyle bir durumda yoğun olmayan ve rahatlatıcı, bir taraftan da fizik kapasiteyi giderek geliştiren bir egzersiz olarak yoga üzerine yapılan bir araştırma, yoganın haftada iki kez, doksan dakika yapıldığında 3 gibi bir sürede yapmayanlara göre belirgin olarak hem şikayetlerinde düzelmeye hem de inflamasyon ilişkili (TNF ve İL-6) kan değerlerinde belirgin azalmaya yol açtığı saptandı. Aşağıdaki linkten makaleye ulaşabilirsiniz: http://www.jwatch.org/na33694/2014/02/13/yoga-and-breast-cancer-survivor-quality-life?query=eto...

DÜZENLİ SPOR ALIŞKANLIĞI, OBEZİTE VE MEME KANSERİ

Sporu şampiyonluk, kupa, madalya ve cumhuriyet altınına endekslemiş bir ülkede düzenli spor alışkanlığı üzerine yazı yazmak cılız bir çıkış gibi görünse de en azından bir okuyucuya ulaşmak da büyük başarı olarak kabul edilebilir. Evet, bu ülkede spor zaten hemen nerdeyse sadece futboldan ibaret. Geri kalan tüm branşlar küçük bir azınlık tarafından izleniyor. Bakın izleniyor diyorum çünkü ülkemizde insanlar ne yazık ki spora büyük oranda izleyiciler. Bu durumun baş sorumlusu elbette eğitim sistemimiz. Bizde spor haftada yalnızca bir ders saati ayrılan beden eğitiminden ibaret. Okullarda (hem devlet hem de özel, tümünde) yeterli spor alanı yok. Çünkü eğitim denince herkesin aklına matematik, fen ve yabancı dil geliyor. Bir de sınavlar! Devletin sporu teşvikten anladığı ise ya yurt dışından sporcu getirip milli forma giydirip madalya kazandıkça altın, daire vermek ya da futbol kulüplerine dev stadlar inşa etmek ve sonra da onları politikalarına alet etmek... Oysa devletin bütçe...

MEME KANSERİ İLE İLGİLİ YANLIŞ BİLİNENLER VE GERÇEKLER

Memenizde bir kitle fark ettiğinizde hemen kanser olduğunu düşünmeyin. Her şeyden önce mutlaka doktorunuza başvurun. Memede kitlelerle ilgili yanlış bilinen bazı gerçeklerin doğrularını bilmenizde yarar var. Yanlış 1: Memede fark edilen her kitle kanserdir. Gerçek: Memede fark edilen her 10 kitleden 8'i kanser değildir. Bunlar çoğunlukla kist veya fibroadenomdur. Bazı kitleler adet öncesi dönemde belirir sonra kaybolur. Muayene bulgularıyla kitlenin karakterini, kanser olup olmadığını söylemek kolay değildir. Muhakkak ileri incelemeler gerekir. Yanlış 2: Memede kitle varken mamografi normalse herhangi bir sorun yok demektir. Gerçek: Evet, mamografi memenin değerlendirilmesinde en önemli ve gelişmiş bir inceleme yöntemi olsa da, eğer doktorlarınız (cerrah ve radyolog) gerekli görüyorlarsa başka incelemeler de (ultrason ve meme MR'ı gibi) isteyebilir ve yapabilirler. Bazen görüntüleme eşliğinde biopsi de gerekebilir.  Continue reading below... ...

Yoğun Meme Dokusu (Dens Meme)

Mamografi çektirmişseniz belki dikkatinizi çekmiştir. Raporda "meme ACR Tip 3 yoğunlukta" ya da "meme dokusu Tip 2 yoğunluktadır" gibi ifadeler yer alır. Eğer bunun ne olduğunu ve sizin açınızdan bir önemi olup olmadığını merak ediyorsanız lütfen bu kısa yazıyı sonuna kadar okuyun. Meme yoğunluğu ne demektir? Meme dokusu süt üreten lobüllerle, sütü meme başına ileten kanallardan (duktuslardan) ve destek dokusu olarak yağ dokusu ile fibröz bağ dokusundan oluşur. Destek dokuları memeye şeklini verir. Diğerleri ise süt üretiminden sorumlu yapılardır ve glandüler doku olarak adlandırılırlar. Eğer memenizde glandüler doku ile fibröz bağ dokusu fazla, yağ dokusu az ise meme dokusu yoğun (dens, dense, İng. ) olarak kabul edilir. Bu durum tamamen genetik bir özelliktir. Fonksiyonel olarak yani süt üretimi açısından dens meme ile lipomatö (yağ dokusu ağırlıklı) meme arasında bir fark yoktur. Bu anormal bir durum olmadığı gibi sık olarak rastlanan bir yapısal özellik...

Meme kanseri ölümcül bir hastalık mıdır?

Meme kanseri de diğer kanserler gibi ilerleyici ve tehlikeli bir hastalıktır. Eğer tedavi edilmezse sonuç kaçınılmazdır. Ancak bu hastalığın adı kanser de olsa, günümüzde uygulanan tedaviler ile yıllar yıllar boyu sağlıklı yaşam mümkündür. Burada asıl belirleyici olan hastalığın ne kadar yaygın olduğu ve tedavi edilip edilmediğidir. Tümör ne kadar yaygınsa, hayatta kalma şansı o kadar düşüktür. Tümör ne kadar yayılmamış, küçük de olsa eğer tedavi edilmezse elbette hayatta kalma şansı olamaz. Öte yandan asıl tehlikeli ve ölümcül seyreden kanser ne yazık ki kadınlarda da ilk sıraya yerleşen akciğer kanseridir. Peki neden akciğer kanseri bu kadar ölümcül de meme kanseri o kadar değil? Bu sorunun yanıtı memenin yerleşiminden dolayı kitlelerin hem hasta hem de hekim tarafından kolayca saptanabilmesinde, tarama programları sayesinde daha erken evrelerde (meme dışına yayılmadan) tümörün yakalanmasında ve tedavi seçeneklerinin daha gelişmiş olmasında yatar. Elbette bu akciğer kanseri te...

Meme Kanseri İçin Kimler Daha Yüksek Riske Sahip?

Kadınlar İleri yaştakiler Ailesinde meme kanseri olanlar Diğer memesinde kanser olanlar Erken adet görüp geç menapoza girenler Hiç doğum yapmamışlar Menapoz sonrası hormon alanlar Obezler Düzenli egzersiz yapmayanlar Alkol kullananlar

MEME KANSERİNDE YENİ GELİŞMELER: PERTUZUMAB KULLANIMI

Amerika Birleşik Devletleri İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) yeni bir ilacın diğer organlara yüksek yayılma potansiyeli taşıyan erken evre meme kanserlerinde ameliyat öncesi kullanımına erken onay vereceğini duyurdu. Kadınlarda en sık görülen ve kansere bağlı ölümlerde ikinci sırada yer alan meme kanserinin tedavisinde bu yüzyılın en önemli yeniliklerinin başında gelen “antikor” tedavisi her geçen gün yeni bir uygulama alanı buluyor. Geçtiğimiz yıl erken sonuçları yayınlanan bir çalışmayla gündeme gelen “pertuzumab” adlı ilacın diğer organlara yayılma (metastaz) ve ölüm riski nispeten yüksek olan HER2 adlı reseptörü yüksek oranda sentezleyen meme kanserli hastalarda ameliyat öncesi kullanımının önemli bir kısım hastada tümörü nerdeyse tamamen yok ettiği böylece hastaların ameliyat sonrası çok daha uzun süre metastazsız yaşayabileceği gösterilmişti. FDA bu sonuçlardan hareketle çalışmanın tamamlanacağı 2016 yılını beklemeden “pertuzumab”ın kullanımına erken onay vermek üzere çalışmalar ...

KOMPLEKS KİST NE DEMEK?

Kist meme kanallarının genişlemesiyle oluşur. Genellikle otuzlu yaşlardan itibaren sıklığı artan kistik değişiklikler toplumda oldukça yaygın görülür. Kanser gelişme riski yoktur. Kistler genellikle basit kist denilen yapıdadır. Yani kist duvarı düzenlidir ve incedir. Bazen kist duvarı asimetrik olur ve bir duvarı daha kalın hatta bazen bir kitleyle birlikte olabilir. Buna kompleks kist denir. Bu durum inceleme gerektirir. Çünkü kanalla ilişkili ya da diğer bir ifadeyle kanaldan gelişen kitleler bazen kanalı tıkayarak kistik olarak genişlemesine neden olabilir. Bu tür lezyonlar meme ultrasonu ile saptanır. Lezyonun boyutu ve yerleşimine göre ya görüntüleme eşliğinde ya da cerrahi olarak biopsi yapılarak tanı konur.

MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ?

Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü her yıl 70000 kadar meme kanserinin (ABD'deki tüm meme kanserlerinin %40'ını oluşturmaktadır) hayat tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini bildirmiştir. Meme kanserinin önlenmesi için hazırladığı raporda şu önerilerde bulunmaktadır: 1. Olabildiğince ideal kilonuzu koruyun (özellikle menapoz sonrası).   2. Her gün en az 30 dakika fizik aktivitede bulunun.   3. Şekerli ve yüksek kalorili (enerjili) içeceklerden uzak durun.   4. Her gün dengeli olarak çeşitli sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillerle beslenin.   5. Kırmızı etleri ve özellikle işlenmiş et ürünlerini (salam, sosis vb) olabildiğince az yiyin. .   6. Alkol alıyorsanız günde en fazla 1 alkollü içecek için.   7. Tuzu azaltın. Tuzlu yiyeceklerden (turşu vs.) uzak durun.   8. Kanserden koruyan vitamin ve diğer ilaçları kullanmayın.   9. Bebeği en az 6 ay emzirin. 10. Kanser tedavisi görmüş olanlar...

www.ekmeltezel.com : Randevu ve iletişim için

Değerli Ziyaretçilerim, Yaklaşık 1 ay boyunca Houston Texas'ta MD Anderson Cancer Center'da olacağım. Bu süre içinde zamanım elverdiğince blog yazılarına devam edeceğim. Bulunmadığım süre içinde benimle iletişime geçmek, randevu almak isteyenler hem web sayfamdan ( www.ekmeltezel.com ) hem de +90 312 441 1414 'ten bana veya sekreterime ulaşabilirler. Görüşmek dileğiyle sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.

MEME KANSERİNDEN KORUNMA

Kanseri önleyici bir yöntem henüz bulunmuş değil. Ancak kanserden ölüm riskini azaltmak mümkün. Erken evre meme kanseri ile ileri evre meme kanseri arasında çok belirgin sağkalım oranı farkı var. Onun için erken tanı ve tedavi çok önemli. Bu amaçla neler yapılabilir? Kendi kendine meme muayenesi. 20 yaşından itibaren her kadın her ay adetinin başlangıcından itibaren 7. günde ya da  menapozdaysa her ayın aynı günü memelerini muayene etmelidir. Doktor muayenesi: 40 yaşına kadar 3 yılda bir, sonra yıllık olarak doktor kontrolünde olmak ve meme muayenesi yaptırmak erken tanı için önemlidir. Mamografi ve gerekirse ultrason: 40 yaşından itibaren her yıl tarama amaçlı mamografi yapılmalıdır. Risk faktörleri varsa 35 yaşında mamografi ve gerekirse meme MR'ı yapılır. Risk faktörlerinin belirlenmesi : Bu faktörlerden değiştirilebilir olanlar (alkol, sigara, diyet gibi) özellikle korunmada önemlidir. Bu konuyla ilgili olarak doktorunuza ya da bana ulaşarak danışabi...

DUCTAL CARCINOMA IN SITU : DCIS : NE YAPMALI? CERRAHİ TEDAVİ GEREKLİ Mİ?

Eğer mamografi ile ya da ele gelen bir kitle olarak yapılan biopside DCIS saptanmışsa yapılacak olan tedavi için şu yol izlenir: 1. DCIS ele gelen bir kitlede tanı almışsa ve boyut 4 cm üzerindeyse, patoloji sonucu yüksek gradeli ve/veya komedo nekroz saptanmışsa ve hastanın yaşı 60 altındaysa en uygun tedavi memenin tümüyle çıkarılması (total mastektomi) ve koltuk altı lenf haritalandırmasıyla birlikte nöbetçi lenf bezi biopsisi yapılmasıdır. 2. Kitle küçük, patolojide lezyon yüksek gradeli değil, nekroz yok ve mamografide yaygın kötü görünümlü mikrokalsifikasyonlar yok ise o zaman meme koruyucu cerrahi ve gerekirse ışın tedavisi (radyoterapi) uygulanır. Patoloji sonucu invaziv tümör (kanser) yoksa ek tedavi gerekmez. 5 yıl süreyle tamoksifen kullanılır. 3. Bazen cerrahi sınırda DCIS kalır. O zaman ikinci kez duvar çıkarılır, bazen üçüncü kez. Amaç cerrahi sınırda en az 2mm'lik sağlam sınır elde etmektir. Eğer bu sağlanamazsa o zaman total mastektomi yapılmalı...

DCIS (Duktal Karsinoma In Situ) NEDİR?

DCIS (Duktal Karsinoma In Situ) süt kanallarından kaynaklanır. Duktal "kanalla ilişkili" demektir. Karsinoma kanser, "in situ" ise kanal sınırları içinde demektir. Eğer süt kanallarını döşeyen hücrelerde aşırı çoğalmayla birlikte yapısal olarak kanser hücrelerine dönüşümün tipik özellikleri az ya da çok varsa ancak bu hücreler hiç bir şekilde kanalın sınırları dışına taşmıyor, meme dokusu arasında görülmüyorsa o zaman DCIS denir. Eğer kanser hücreleri kanalın sınırlarını aşmışsa invaziv kanser adını alır. İnvazyonun yani kanal dışına taşmış hücrelerin derinliği eğer 1 mm'den daha az ise mikroinvaziv kabul edilir. Klinik olarak DCIS ile benzer seyreder, tedavisi de benzerdir. DCIS bazen invazyon yapmadan büyük boyutlara ulaşabilir. Örneğin 5 cm'den büyük olabilir. Ancak bu nadir bir durumdur. Çünkü eğer bir DCIS lezyonu 5 cm'den büyükse, ele gelen bir kitle olarak saptanmışsa, patolojik incelemede yüksek atipi bulguları varsa (grade) ve hücreler s...

MEMENİN YÜKSEK RİSKLİ LEZYONLARI

Bu lezyonlar iyi huyludurlar ancak uzun dönemde kanser riski taşırlar. Bu risk aynı yaştaki normal sağlıklı bireylere görece hesaplanır. Buna "rölatif risk" denir. Risk lezyona göre 1.5 ile 10 kat fazladır. Buna göre; Normal sağlıklı ortalama bireylerin riski 1 ise, Yassı hücre atipisi: 1.5 Papiller lezyonlar: 2 Radial skar: 2 Atipik duktal veya lobüler hiperplaziler: 4 LCIS (Lobüler karsinoma in situ): 10 Kesin risk ise bir lezyonun belli bir sürede kanser olma riskini ifade eder. Buna göre normal sağlıklı bireylerin riski 80 yaşına kadar %12'dir. Yani her yüz kadından 12'sinde kanser ortaya çıkma ihtimali (riski) vardır. Bu oranlar diğer durumlar için ise şöyledir: Yassı hücre atipisi: Bilinmiyor Papiller lezyonlar: 20 yıl içerisinde %12-15 Radial skar: 20 yıl içerisinde %12-15 Atipik duktal veya lobüler hiperplaziler: 20 yıl içerisinde %15-20 LCIS (Lobüler karsinoma in situ): 20 yıl içerisinde %20-25 (yani her yıl için %1) Bu oranların sade...

LCIS (Lobüler Karsinoma In Situ) Nedir?

Lobül memenin süt yapan hücrelerinin bulunduğu yapının adıdır. Bir üzüm tanesi düşünün. İçi hücrelerle dolu. Süt salgılıyorlar. (Süt kanala boşalır: üzüm tanelerinin bağlı olduğu çöpler. Onlar da birleşerek üzümün çöpünü oluştururlar.) Lobül içerisindeki hücreler sayıca artarsa LOBÜLER HİPERPLAZİ denir. Bu hücreler normal özelliklerini kaybederlerse ATİPİK LOBÜLER HİPERPLAZİ olur. Bir sonraki aşama hücrelerin kanser hücresi benzeri özellikler kazanmasıdır. Lobülün çeperi sağlamdır ve hücreler yalnızca lobül içerisinde bulunmaktadırlar: LOBÜLER KARSİNOMA IN SITU denir. Son yıllarda bu terimler değişmektedir. Artık LİN ( Lobüler İntraepitelyal Neoplazm ) terimi kullanılmaktadır*. * Galimberti V, Monti S, Mastropasqua MG. Breast . 2013 May 2

LCIS : NE YAPMALI?

Lobüler carsinoma in situ (LCIS) başka bir nedenle yapılan biopsi sırasında tesadüfen saptanır. Tüm in situ kanserlerin %30-50'sini (yarıya yakınını) oluşturur. Sıklıkla birden fazla odakta (multifokal) olur (%50 hastada). Her iki memede görülmesi de sıktır (%60'a kadar hastada iki taraflıdır). LCIS tanısı almış her on hastadan birinde birlikte invaziv kanser de vardır. En sık 45 yaş civarında rastlanır. Mamografide ya da ultrasonda görülmesi zordur ya da daha açık ifadeyle görülemez. Tedavisi yakın takip ve eğer hasta yaşı gençse, yaygın yüksek risk taşıyan diğer lezyonlar eşlik ediyorsa ve ailede kanser öyküsü belirgin ise o zaman koruyucu mastektomi yapılabilir. Işın tedavisinin yeri yoktur. Hormon etkisini önleyen ilaçların (tamoksifen, raloksifen) kanser gelişme riskini yarı yarıya azalttığı gözlemlenmiştir (NSABP P-1 VE P-2 çalışmaları)

JİNEKOMASTİ (ERKEKTE MEME BÜYÜMESİ)

Erkekte meme büyümesine jinekomasti diyoruz. İki tipi vardır: 1. Fizyolojik olan: Yeni doğanda, ergenlikte veya yaşlılıkta olabilir. Nedeni hormonal değişikliklerdir. Yeni doğanda anneden (plasentadan) geçen östrojen, ergende testosterona görece artmış östriol, yaşlılıkta ise testosteronun düşmesiyle östriolün görece fazlalaşmış olması nedendir. Ergenlikte jinekomasti genellikle tek taraflı, yaşlılıkta ise iki taraflıdır. 2.Patolojik, yani diğer hastalık ya da durumlara bağlı gelişen. Bir çok genetik hastalık, hormonal bozukluklar ve ilaçlar, karaciğer yetmezliği, ve çeşitli tümörler jinekomastiye neden olabilir. Tanı için muayene ve ultrason yeterlidir. Obez olmayan bir kişide en az 2 cm'lik meme dokusu olması durumunda jinekomasti tanısı konur. Tedavi altta yatan nedene göre değişir. Çoğu jinekomasti  fizyolojiktir ve cerrahi olarak meme dokusunun çıkarılmasıyla düzeltilir. Erkekte memede kanser gelişebileceği de akılda tutulmalıdır. Bu bakım...